Hiçbir şey anlatmak istemeyen çocuk!

Ve onu çözmeye çalışan bir anne

0 154

Annelik çoğu zaman bir matematik hesabı gibiymiş gelir bana.

Hani o lisede üniversitede neden türevi integrali öğrendim ki ben nerede kullanacağım bunları dedik ya çoğumuz. İşte bence anne olunca kullanıyorsun.

Yemediği ıspanağı yedirmenin, öğlen az uyuduysa akşam kaçta uykuya geçmesi gerektiğinin, hiçbir sebep yoken birden huysuzlandığında aç mı uykusuz mu yoksa kırgın mı kızgın mı olduğunu şap diye bilebilmemizin sebebi hep matematik bence. Hatta benim görüşüm anne olduktan sonra belkide daha önce farkına bile varmadığımız çoklu düşünme, çabuk aksiyon alma ya da duygusallığı bekletip mantıkla karar verme, bazen de mantiğin içinden çıkamayıp ruhuna gore karar verebilme özelliklerimizi hep anne olduktan sonra farkediyoruz. Bence bu yuzden ‘’anne olduktan sonra anladım’’ ya da ‘’birlikte büyüyoruz’’ gibi cümleleri daha çok kullanıyor oluyoruz.

Okulda, dışarıda olan biteni evde anlatmayan çocuk da buna çok güzel bir örnek bence.

Hayatı boyunca hep açık olmus, karşımdakinden de hep açıklık istemiş, duyabileceği en kötü şeyi bile duyduktan sonra en azından sorunu biliyorum diye sevinip ona gore aksiyon almış biri olarak hiçbirşey anlatmayan çocukla yaşamak işte benim de hiç geliştirmediğim bir tarafımla başbaşa kalmamı sağladı. Ne demek istedi? Neye üzüldü? Neye sevindi? Acaba mı? Diyerek yaptığım tahminler önce beni epey bir yordu. Çünkü okuldan eve gelip de bugün arkadaşımla kavga ettim ya da bugun matematik dersinde çok zorlandım diyen çocuk en kolayıdır. Ne hissettiğini bilir ona gore aksiyon alirsiniz olur biter. Ama neden ve nasıl davrandığını bilemeyince iş yardımcı başka yollar aramama sebep oldu.

Herşeyi kendi çözmek istiyor olabilir.

Anlatinca kapsanmayacağını düşünüyor olabilir, ya da tüm bunları bir kenara bırakın, belki de mis gibi eve iş taşımak istemeyen bir yetişkin olacaktır büyüdüğünde. Ancak büyüdüğünde… Büyüyene kadar bir bulmaca gibi önümde duran 7 yaşı çözmek az matematik, az mantık, bolca his ve duygularla  yol arama çabaları olarak bana kaldı.

Drama evde en çok kullandığım metod.

Çünkü sen kedi o da kopek olduğunuzda, eğer oyuna zihnen ve bedenen katılabilirseniz 5 dakika sonra tüm yaşadıkları bir bir dökülüyor ağzından. Her akşam evde muhakkak min. 20 dk drama yapıyoruz. O farkında değil eğlendiğini düşünüyor. Ben de hastasını dinleyen bir doktor gibi zihnime notlar alıyorum.

Behiç Ak ve Doğumgünü Hediyesi

Ancak drama da bazem yetmiyor. İşte Behiç Ak’ın bu kitabı bizim evde çok güzel bir anahtar oldu. İsmi Doğumgünü Hediyesi. Can Sanat Yayınları. Fiyatı da 13 TL. Bu arada Amazon’da %40 indirimle [amazon_link asins=’9750706730′ template=’PriceLink’ store=’mynettr-21′ marketplace=’TR’ link_id=’b06eab77-e441-11e8-a7e3-89eaee6a1393′] olduğunu gördüm, tükenmeden bakmakta fayda var.

Bu kitapta yazılar ve hikaye yok.

Sadece resimler var. Çocuk da o resimlere bakarak kendi masalını yazıyor.

[amazon_link asins=’9750706730′ template=’ProductAd’ store=’mynettr-21′ marketplace=’TR’ link_id=’8b2e143c-e441-11e8-a261-032cd465049e’]

Kendini bir yazar gibi hissetmesinin yarattığı özgüvenden mi bahsedeyim, hayal dünyasının içinde kaybolup rahatlamasından mı bahsedeyim yoksa iç dünyasını patır patır masanın önüne koyuvermesinden mi bilmiyorum. Ancak kitabın sonunda terapiden çıkmış bir hasta gibi rahatlamış, boşalmış ve huzur dolmuştu.

Bundan sonra bizim evimizde bu tarz kitaplar anahtardır, başucudur, acil durumdur, herşeydir.

Çocuğunu çözmek için türlü araç arayanlara canı gönülden tavsiye ederim. Haaaa seneler sonra sevgilisi karşıma çıkıp bana hiç bir şey anlatmıyor diye şikayet ederse ona tavsiyem şu olacaktır. Onu anlamak için neler deniyorsun?

[amazon_link asins=’9750706730′ template=’ProductAd’ store=’mynettr-21′ marketplace=’TR’ link_id=’8b2e143c-e441-11e8-a261-032cd465049e’]

Bunları da beğenebilirsin
Yandex.Metrica